Kazdağları Gezi Rehberi



Tertemiz hava, bol oksijen, yeşili 1001 tonu..

Şelaleler, buz gibi kaynak suları, masmavi gökyüzü..

Atlayın arabaya, muhteşem doğasıyla Kazdağları'na günübirlik gezintiye çıkıyoruz!


Ege ile Marmara Bölgesi’nin arasında sınır görevi gören, antik çağlarda “İda Dağı” denilen Kaz Dağı, Biga Yarımadası’nın en yüksek dağıdır.

Çanakkale ve Balıkesir şehirlerine yayılan, sadece Türkiye değil tüm dünyanın akciğerleri olan Kaz Dağları'nın %10'luk kısmı milli park, diğer kısmı köyler ve orman alanlarından oluşuyor.


Kaz Dağı’nın altı dünyanın en verimli altın rezervleriyle dolu, üzeri muhteşem endemik bitkilere ev sahipliği yapıyor.

Alplerden sonra dünyanın en zengin 2. oksijen kaynağı olarak kabul ediliyor.

Kızılçam, karaçam, meşe ve hatta dünyada yalnız Kaz Dağı’nda yetişen Kaz Dağı Gök Narı ağaçlarını görebilirsiniz.

Bitki örtüsünün biyolojik çeşitliliğinden ötürü karaca, ayı, yaban domuzu, tilki, sansar, kartal, şahin gibi farklı hayvan türleriyle karşılaşabilirsiniz.

Bizi en çok Sarıkız Türbesi’nin etrafında dolaşırken havada kartal sürüsü görmek şaşırtmıştı.



Bir yanda doğa harikaları, bir yanda sıcak samimi insanları ve taş evleriyle bozulmamış köyler..

Yemyeşil ormanların içinden akan buz gibi kaynak suları..

Tabi doğa harikalarına hayran olurken, diğer tarafta piknikçilerin izdihamına denk gelip aynı hızla kaçtığımız yerlerde oldu..


Arabayla Ege turumuz sırasında Küçükkuyu'da konaklarken sabah gün doğumuyla çıktık yola.

Yollar bozuk ve arabanız çok kirlenecek, siz de epey sarsıntılı gideceksiniz baştan söyleyelim.

Yüzülecek harika sular göreceğiz yanınıza mayonuzu almayı unutmayın.

Ve pek tabii dağ tepe tırmanacağımız için ayakkabılarınız rahat olsun.


Kaz Dağları'nda görülecek yerleri sıralayarak başlayalım.
  1. Kaz Dağı Milli Park

  2. Mıhlı Şelalesi

  3. Adatepe Köyü: Zeus Altarı

  4. Şahindere Kanyonu

  5. Hasan Boğuldu Şelalesi

  6. Sarıkız Türbesi, Baba Tepe



  • Kaz Dağı Milli Park

Milli Park'a girebilmek için ilk iş Zeytinli'deki Kaz Dağı Tanıtım Ofisi’ne giderek giriş ücretlerini ödemeniz gerekiyor.

Alan kılavuzu olmadan içeri girmek yasak.


Kimdir bu alan kılavuzları?

Buraları en iyi bilen, tanıyan civar köylerde yaşayan kişiler Orman Bakanlığı'na bağlı olarak rehber görevinde çalışıyorlar.

Bilinçli bir ziyaretçiyseniz; kaybolmadan güvenle ve eşsiz endemik türleri öğrenerek dolaşıyorsunuz.

Ola ki bilinçsiz kişiler için de; ormanı ve doğayı zarara uğratacak her türlü problemi görüp engelleyen kişiler bu alan kılavuzlarıymış.


Giriş ücreti nedir?

1 araba içindeki kişiler dahil 21 TL, yanınızda gelmesi zorunlu olan rehberin ücreti 170 TL.

Minibüs ile geldiyseniz 63 TL araç ve kişiler için, ayrıca rehber için 170 TL vereceksiniz.

Gece kamp yapmak istiyorsanız; kamp ücreti 15 TL ve kılavuz sizinle kalacağı için ayrıca kalma bedeli varmış.

Fiyatlar değişti mi, çocuklar indirimli mi bakmak için Kaz Dağı Tanıtım Ofisi'nden en güncel tarifeleri kontrol edebilirsiniz.


Ücretleri ödedikten sonra giriş kapısında bekleyen müsait rehber var ise, sizin arabanıza biniyor ve birlikte Milli Park’ta tura başlıyorsunuz.

Eğer arabayla gelmediyseniz, üstü açık safari jipleri tarzı araçlara binerek 10-15 kişilik gruplar halinde tura çıkarıyorlar.

Manzara duraklarında küçük molalar vererek, en yüksek nokta olan Sarıkız Türbesi’ne gidip, dönüşte yürüyüş parkurlarında yürüyüş yaparak turu tamamlıyorsunuz.



  • Mıhlı Şelalesi

Mıhlı Çayı ve üzerinde Roma döneminden kalan tek kemerli Başdeğirmen Köprüsü çok fotojenik duruyorlardı.

Tabii el değmemiş diyemeyiz; çayın iki tarafı piknik alanı ve ayrıca masalarıyla şemsiyeleriyle restaurant mevcut.

Gelenler çayda yüzüyor, piknik masaları dolup taşıyor. Sessiz sakin yakalamak için sabah erken saatte buraya varmalısınız.



  • Adatepe Köyü - Zeus Altarı

Adatepe’ye gelip, kaç türlüsü var sayamadığımız dondurmalarından tadarak köy pazarını bir dolaşın..

Sonra 10 dk mesafedeki Zeus Altarı’na gidip muhteşem manzarayı izleyin. Burası Edremit Körfezi, Küçükkuyu ve Midilli’yi en geniş pencereden göreceğiniz kayalık yüksek bir izleme noktası.



  • Şahindere Kanyonu

Kazdağlarının bacası denilen Şahindere Kanyonu'nda suyun muhteşem rengi ve berraklığı, burayı çevreleyen bitki örtüsü ile tam bir doğa harikasıydı.

Buraya da rehbersiz gelinmemesi gerekiyor, taşlık alanlar kaygan ve tehlikeli olabiliyor; dikkatli olmakta fayda var diyoruz.



  • Hasan Boğuldu Göleti - Sütüven Şelalesi

Hasan Boğuldu Göleti ve biraz berisinde Sütüven Şelalesi harika olabilirdi ama mesire yeri olduğu için resmen adım atacak yer yok..

Burası halka açık piknik alanı ve büyük bir köy pazarı mevcut ve bir de büyük bir restaurant var.

Arabayla milim milim park yerine ulaşabildikten sonra kalan tek boş yere girmeye çalışırken restauranttan biri çıkıp oraya patates çuvallarını yığacaklarını söyleyerek bizi çıkarmasıyla karşılacağımız manzarayı az çok tahmin etmiştik zaten..

Biraz ilerleyince halılarını yere açıp ayakları gölette keyif yapanlar, piknik tüplerinde tencerelerle yemek pişirenler, yüzlerce çoluk çocuk koşup oynayanların arasından doğa harikasını görmekte gerçekten çok zorlandık.

Sütüven Şelalesinde de aynı şekilde 'girmek yasaktır, içme suyudur' gibi uyarı levhalarının tam önünden herkesin sırayla balıklama atlayışlar yaptığını, yerlerin çer çöp dolduğunu gördükçe fazla durmadan diğer duraklarımıza doğru devam ettik.


Hasan Boğuldu Göleti efsanesi atlamayalım.

Ovalı Hasan, obalı Emine'ye aşık olup evlenmek istemiş. Ama Emine'nin ailesi köylü birine kızlarını vermemek için şart koşmuşlar.

Hasan 40 okkalık tuz çuvalını sırtından hiç indirmeden dağı aşıp Emine'nin yaşadığı yere taşıması gerekiyormuş. Sıcağın etkisi ve tuzların sırtını yakmasıyla yarı yolda Emine'ye kaçmayı önermiş ama Emine törelerine bağlı olduğu için kabul etmeyerek köye kadar gitmeleri gerektiğini söylemiş.

Ancak Hasan dayanamaz hale gelince göle kendine bırakıp boğulmuş.

Farkında olmadan önde yürüyen Emine çok sonra arkasında Hasan'ın olmadığını görüp deliye dönmüş ve gölete koşup sularda -daha önce Hasan'a verdiği- yazmayı görünce durumu anlamış..

Kendini de bu yazmayla yandaki ağaca asmış. İşte o ağaç Emine Çınarı, gölette Hasan Boğuldu olarak günümüze gelmişler.


Bu hikayede Emine neden sevdiği insana '20 okkayı da ben taşıyayım, ne de olsa bizi izleyen yok köye yaklaşınca hepsini sen alırsın' diye destek çıkmamış..

Peki adam ardında yürürken yerlere yıkıldı, yetmedi gölete yuvarlanıp öldü, nasıl farketmemiş?

Farketmeden kaç km daha yürümüş?

Emine zaten yaşayan ölüymüş! Hiç kabullenemediğimiz bir hikaye açıkcası..



  • Sarıkız Türbesi

1726 metre rakımdayız! Kazdağlarına bakıyoruz gözlerimiz kapalı!

Sarıkız’ın efsanesi; ‘elalem ne der?’ sorusundan yola çıkarak bir babayı kızından ayıran toplum baskısını konu alıyor.

Civar köylerden birinde çok sevilen, akıl danışılan bir babayla, küçük kızı yaşarmış.

Sarıkız büyüyünce, babası hep aklında olan hac görevini yerine getirmek üzere kızını komşularına emanet edip gitmiş.

Genç ve güzel Sarıkız’a talipler gelmiş ama kimseye yüz vermeyince köyün gençleri Sarıkız’a iftira adıp adını çıkarmışlar.

Hacca yürüyerek gidildiğinden aylar aylar sonra babası döndüğünde kimsenin selam vermediğini, onunla konuşulmadığını farkedince komşusuna gidip sormuş, komşusu da Sarıkız’ın kötü yola düştüğünü söylemiş.


Babası töreler gereği kızını öldürmesi gerekirken bunu yapamayınca, yanına bir kaç kaz alarak kızını dağın tepesinde bırakıp, yaban hayvanlarına yem olur diye düşünmüş.

Yıllar sonra köylülerden dağda kazları olan bir kızın yaşadığı haberini alınca doğru dağa çıkarak Sarıkız'ı bulmuş.

Karşısında kızını görünce, yüzünü yıkamak ya da abdest almak için (iki türlü de anlatılıyor) su istemiş.

Kızı bir elini uzatıp testiye su doldurmuş ki su tuzlu..

Sarıkız bu suyu denizden almıştım diyerek, diğer eliyle dağlardan su doldurmuş ki o su da tatlı..

Babası Sarıkız’ın erdiğini anlayıp, zamanında haksızlık ettiği için kahrından karşı tepede ölmüş.

Babanın öldüğü tepe Baba Tepe, karşısında kızının erdiği yere de Sarıkız Türbesi deniyor.


Bu hikayede kötü kalpli köylüler hayatına devam etti, olan babacığıyla kızçesine oldu diye üzüm üzüm üzülürken bir diğer rivayet imdadımıza yetişti!


Babası o üzüntüyle iftiracı köye beddua etmiş ve o köyden günümüze yaşayan hiç kimse kalmamış, hatta haritadan tamamen ismi silinmiş yokolmuşlar..



Son durağımızdan sonra Altınoluk, Güre sahillerinden geçerek Küçükkuyu'daki konaklama yerimize döndük. Ve tüm gün öyle bol oksijen aldık ki ciğerlerimiz bayram ederken, biz ağır ve huzurlu bir uykuya daldık..


Bağlantılı yazılarımız:

6 Günde Kuzey Ege’yi Keşfet

Ege’yi Keşifteyiz: Gezi Planı ve Konaklama

Bergama Antik Kenti: Günübirlik Tur

24 görüntüleme

Merhabalar!

Bir yanımız dünyayı gezmek istiyor; diğer yanımız evin kapısından çıkmak istemiyor..

Biz Gündüz ve Begüm;

anılarımızı, uğraşlarımızı önce

kendimiz için bir yerde toplamak

ardından başkalarına da yardımcı olabilmek için paylaşmak istedik.

Sosyal Medyada

Bizi

Takip Edin.

  • Beyaz Spotify Simgesi

Buciftyaziyor'u

Spotify'da

Dinleyin.

BuCiftYaziyor © 2020

Bu sitenin tüm hakları saklıdır.

Bu sitedeki tüm yazı ve görsellerin kullanım hakkı site sahibine aittir.

İzinsiz olarak kopyalanamaz, alıntı yapılamaz veya başka yerde yayınlanamaz.