6 Günde Kuzey Ege'yi Keşfet



Bol oksijen, yemyeşil ormanlar, masmavi denizler bize çok yakın!

4 yılda onlarca şehir ve ülke dolaştık, birçok farklı denizde yüzme fırsatımız oldu ama hiçbiri Türkiye sularının yanına yaklaşamadı..

Doğa harikaları hemen yanıbaşımızdaymış!


6 günde Çanakkale, Bozcaada, Behramkale, Assos, Küçükkuyu, Kaz Dağları, Ayvalık, Altınoluk, Cunda ve Bergama’da nereleri gördük anlatmaya başlıyoruz.


Bu tur için önemli not, yolumuzun üzerinde görülmesi gereken birçok tarihi yer ve müze olduğu için muhakkak Müzekart almanızı öneriyoruz. Kişi başı 70 TL verdiğimiz Müzekart'ı dolu dolu kullanma şansı yakaladık.



  • Çanakkale

Trakya'dan yola çıktığımız için ilk durak Çanakkale ve Gelibolu Yarımadasında bulunan Tarihi Milli Park oldu.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı 1973 yılında Milli Park olarak ilan edilmiş 33.490 hektarlık araziye kurulmuş bir alandır. Çok büyük ve çok önemli noktaları barındırdığı için iyi bilen biriyle (yani Gündüz) veya rehberle gezmenin size faydası olacaktır..

Dünyanın en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Çanakkale Savaşı süresince şehit olan yüzbinlerce Türk askerimizin anıt ve şehitlikleri; İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda askerlerinin mezar ve anıtları, muharebe alanları, siperlikler, heykeller, toplar tüfekler bu büyük alanda görülmesi gerekenlerden..


Her görülecek noktanın yanıbaşında uzun bilgilendirme metinleri bulunuyor. Rehbersiz gitmeniz durumunda her bir yerin ne anlama geldiği, orada ne yaşandığı bir çok farklı dilde yazılmış durumda.

Tarihi ve manevi çok önemli bilgileri öğrendikçe kahramanlık, gurur, mahçupluk, kızgınlık, hüzün karmaşık duygularla insanı sarıp sarmalayan bir ziyaret oldu bizim için.


Tarihi Milli Park’ın içinde görülebilecek yerler;

  • Çanakkale Şehitler Abidesi

  • Conkbayırı

  • 57. Alay Şehitliği

  • Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları

  • Kilitbahir Kalesi

Atamızın 1934 yılında yabancı askerler için yazdığı sözler Çanakkale Şehitler Abidesi'nin girişinde yer alıyor: “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Milli Parkı hızlı tempoda dolaşmak 1 gününüzü alabilir, biz çok hızlı tempoda yarım günde dolaştık.


“Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı, Ana Ben Gidiyom Düşmana Karşı”

Meşhur Çanakkale türküsünde adı geçen Aynalı Çarşı 1890 yıllarında yapılmış, 1. Dünya Savaşı sırasında yıkılmış.. 1967 yılında yeniden restore edilerek, günümüzde de sabah 8 akşam 6 arasında alışverişler ve ziyaretler için açık haldedir.

İçerisinde birçok hediyelik eşya ve türlü doğal sabunlar bulabileceğiniz, tarihi bir minyatür Kapalı Çarşı olarak gözünüzde canlandırabilirsiniz.

Aynalı Çarşı’nın yanıbaşında da Denizci Müzesi yer almaktadır.

Yürüyerek Çanakkale’nin kordonuna atıyoruz kendimizi.. Burada Truva filminde yer alan Truva Atı'nı da görebilirsiniz. 18 Mart Üniversitesi'yle beraber öğrenci nüfusunun da artmasıyla bölgede birçok cafe, restoran ve çay bahçesi açılmış.

Kordon, şehrin en işlek ve hareketli yeri olarak göze çarpıyor. Giderseniz bizim yerimize de cafelerin birinde oturup çayınızı Gelibolu manzarasına karşı yudumlayın!


Bir de buralara gelmişken ne yemeden dönülmez sorusuna cevap; Kadir Yaşar’ın peynir helvası veya Babalık Tekin Helvacısı’nı önerebiliriz. Peynir helvası yemeden gitmek olmaz..



  • Bozcaada

Bozcaada Türkiye’nin üçüncü büyük adası ve yerleşim feribottan indiğiniz yer olan adanın ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor. Tüm çevresi hepi topu 38 km olduğundan arabayla dolaşması çok ama çok keyifli.

Ada’nın geneli bağlardan oluşuyor. Bu sebeple de şarap olmazsa olmazlardan.


İlk akşam gün batımını izlemek için merkezden 20 dk mesafedeki Polente'ye gittik.

İğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık, yüzlerce metre uzayan araç trafiği...

Şarabını ve pizzasını alan boş yere kurulmuş, güneşin batışını bekliyordu.

Burada pizzanın özelliği şu; gün batımına giderken Opet’te Tayyare Pizza var. Buradan pizzamızı alıp öyle geçmemiz için tavsiyeler almıştık. Pizzacıya uğradık fakat o ne yoğunluk!

Kapıda kuyruk vardı ve sipariş verdikten sonra en az 1 saat beklememiz gerektiğini söylediler. Güneşin batmasına yarım saat kaldığı için almadan geçtik.

Pizzası nasıl bilmiyoruz ama ritüel haline gelmiş biz belirtelim..



Ertesi gün sabah erken saatte ada turuna başladık ve gün boyu tüm noktalardan denize girmeye çalıştık.

Sırasıyla Neco Beach (Giriş 30 TL), Akvaryum Koyu, Ayazma Halk Plajı, Sulubahçe Plajı ve Habbele Plajı’nı gün boyu dolaştık.


Neco tam tesis şeklindeydi, şezlongunuza patates kızartması söylediğiniz türden.

Ayazma halk plajı ve denizi gözyaşı gibi berrak, kumları pırıl pırıldı.. Ancak olumsuz tarafı belki de gördüğümüz en kalabalık plajlardandı, yukarıdan baktığımızda açılmış şemsiyeler bulut gibiydi.. Bayramda gitmiş olmasak günlerce doyulmayacak güzellikteydi.

Favorimiz daha sakin ve su altı zenginliğiyle Akvaryum Koyu oldu..

Gitmedik ama Ayazma’nın yanındaki Vahit’in yeri mezelik olarak tavsiye edilmişti, not düşüyoruz bir daha gittiğimizde denemeyi unutmayalım.


İkinci akşam ise harika manzarasıyla deniz kenarındaki masamızda, mezeleriyle kalamar karidesini çok beğendiğimiz Şehir Restaurant'ta güneşi batırdık.



Dönmeden çarşıda Yunatçılardan şarap tadıp almayı atlamıyoruz; Karalahna, Merlot Kuntra, Vasilaki, Suvla Blush. Hemen sahildeki kalesi, yel değirmenleri, Ayazma Manastırını görmeden dönmüyoruz.


Bir yanda masmavi denizi, bir yanda rengarenk sokaklarını dolaşmaya doyum olmayan Bozcaada’nın nasıl bu denli sevildiğini anladığımız 2 günlük gezimizi bitirip sıradaki durağımıza geçiyoruz.


  • Gülpınar - Apollon Smintheus(Smintheion) Kutsal Alanı

Smintheus fare demek, burası da tanrı Apollon'a şükranlarını sunanların ve farelerin yaşadığı kutsal alanmış.

Müzedeki frizlerin üzerlerinde tanrı Apollon'un insanları bazen cezalandırdığı bazen ödüllendirdiği, dilekleri kabul ettiği, yardım isteyenlere yardım ettiği anlatılmaktaymış.



Yemyeşil çimenlerin üzerinde dikili şahane sütunların tamamı orjinal değil.

Zamanında yağmalanmış ve zarar görmüş orjinal mermerlerin yerine gerçeğine benzer şekilde 8 sütun ve basamaklar yapılmış. Gerçeğine benzer derken, geniş perspektifte baktığınızda arkada gri renkli kaç bin yıllık tarihi eserler ile ön cephedeki bembeyaz yeni ekler rahatlıkla birbirinden ayrılıyor..

Yine de çok güzel, çok görkemli bir yapı.

Basamaklarda da mitolojiye göre burada yaşadığı rivayet edilen farelerin heykelciklerini kondurmuşlar ve buraya çok farklı bir hava katmış.


Müzekart ile girdiğimiz bu kutsal alanda 1980’den beri arkeolojik çalışmalar devam ediyor; şuana kadar Smintheus Tapınağı, katolotik yerleşim, 7 adet su deposu ve 2 adet Roma Hamamı ortaya çıkarılmış.


Geyikli'den 50 dk sonra ulaştığımız bu yeri Assos'a geçmeden bir uğrayıp görmelisiniz.



  • Assos - Behramkale Köyü

İlk durağımız taş ev ve sokakları, güleryüzlü insanları ve çevresindeki harika eserlerle koruma altında olan Behramkale Köyü.. Burada Antik Kent ve Athena Tapınağı'nı göreceğiz.

Tepeye doğru çıkarken daracık yollarda kurulmuş köylülerin tezgahlarında baharatlar, meyveler, karadut ve koruk suları, türlü incik boncuklar bulabilirsiniz.

Antik Şehir için içeri giriş Müzekart'la ücretsiz, normalde 10 TL. Manzarası ise ileride Midilli Adası, masmavi deniz yemyeşil ormanlar..

Ortada yükselen 2500 yıllık Athena Tapınağı'nı da gördükten sonra aynı yollardan geri dönüp, çarşıda Yahya Usta Assos Dondurmacısı’nda karadut ve bal badem dondurmasını yemeyi ihmal etmedik.



  • Assos - Antik Liman

Behramkale Köyü'nden doğruca Antik Liman'ı görmek üzere merkeze indik ama arabayla manevra yapamayacak kadar tıklım tıklımdı.

Otellerin önünde misafir indiren taksiler, restaurantların masaları, bavullarını taşıyan insanlar ve tek yön yolda mahsur kalan arabalar..

Yetmezmiş gibi araya sıkışmış karpuz arabası..

Park edip biraz dolaşacaktık ama park yeri dolu arkamız da kuyruk olunca geri çıkamayıp tam tur atmak durumunda kaldık ve 2 saat kontak kapatarak yolun açılmasını beklediğimiz Antik Liman'ı araba camından görmüş olduk..

Liman boyunca rakı-balık-manzara üçlüsünü bulacağınız restaurantlar yanyana dizilmiş, keyifli bir akşam yemeği için tercih edilebilir.

Antik Liman'dan 15 dk mesafedeki Kadırga Koyu'nda ilk molamızı verdik, mavi bayraklı tertemiz denizi ve sarı kumlarıyla çok güzel bir yüzme noktasıydı.



  • Küçükkuyu

Akşamüstü Küçükkuyu’ya vardığımızda bizi sıcacık bir kasaba karşıladı. Burası yanyana dizildiği tatil beldesi gibi harika denize sahip ama aynı zamanda bütçe dostu!

Kalabalık ve popüler Assos, Altınoluk ve Ayvalık'tan daha uygun fiyatlı konaklayabilir; ayrıca tüm sahil şeridindeki beldelere 15 dk-1 saat arası mesafelerde ulaşabilirsiniz. Biz de burada konaklayıp; bir gün civardaki beldeleri dolaştık, bir günümüzü de Kaz Dağları'na ayırdık.

Kaz Dağları Gezi Rehberi yazımızda tüm hikayeleri ve günübirlik turumuzu bulabilirsiniz.


Küçükkuyu'da ilk akşam elimizde Ballım dondurmaları sahil boyu yürüyüş yapıp, geceyi ay ışığında çayımızı içerek tamamladık.. Burada Begüm'ün abisi ve yengesinin yaz tatili için kiraladığı evde misafir olduk ve hep birlikte civarda görülecek yerleri keşfe çıktık.

Son sabahımızda da güneş doğarken evden mayoyla fırlayıp koşarak buz gibi denize atladık ve yağmurun da başlamasıyla daha da unutulmaz bir anıyla bu çok tatlı beldeden ayrıldık..



  • Kaz / İda Dağı

Dünyanın akciğerleri Kaz Dağları! Sadece bize değil tüm dünyaya oksijen sağlayan muhteşem bir doğa..

Burada görülecek yerleri sıralayıp, Kaz Dağları Gezi Rehberi yazımızda anılarımızı detaylı anlattık.

  1. Adatepe Köyü: Zeus Altarı

  2. Mıhlı Şelalesi

  3. Şahindere Kanyonu

  4. Çamlıbel Tahtakuşlar Köyü

  5. Hasan Boğuldu

  6. Kaz Dağı Milli Parkı

  7. Sarıkız Türbesi, Baba Tepe



  • Ayvalık

İlk iş koşar adım ayvalık tostu yemek için hemen sahil kenarında bulunan Hacıoğlu Aşkın'a gittik. Ayvalık tostlarımız elimizde, çocuklar gibi şen ayaklarımızı denize sallandırarak karnımızı doyurduk.

Sohbet ederken farkettik ki; emekli olunca Ayvalık’tan, Altınoluk’tan bir yazlık hayali kuran büyüklerimizi çok iyi anlıyoruz artık.

Sıcak samimi insanları, masmavi denizi ve tertemiz havası olan bu yazlık beldeleri insana gerçekten yaşama sevinci veriyor..

Hayallenmemiz bittikten sonra istikamet Şeytan Sofrası.


Buranın hikayesi;

Bu tepede Panelope adında şeytan lakaplı kendini halktan soyutlamış mistik yaşam süren biri yaşarmış.

Ayvalık ve civarında kıtlık başlayınca din adamları tarafından Panelope sebep olarak gösterilmiş ve halkı galeyana getirerek O'nun linç edilmesini istemişler.

Bu olacakları bir keçi çobanından haber alan Panelope ise öyle bir sofra hazırlamış ki, linç etmeye gelen insanlar sofranın büyüsüne kapılıp yemeklere dalmışlar..

Panelope fırsattan istifade kaçarak kurtulmuş..

O günden beri burası da Şeytan Sofrası olarak anılmaya başlamış..


Peki Ayak İzi konusu nedir;

Kaz Dağı Yunan mitolojisinin yaşandığı dağlar olarak anılıyor ve tüm dinlerde şeytanın cennetten kovulmuş olması ortak inançmış.

Burada yaşanan mitolojiye göre de tanrılar kralı Zeus, Selene'ye şeytanı kovma görevi vermiş.Selene tarafından kovulan şeytan da bir ayağını tam bu noktaya, diğer ayağını Midilli adasına basıp kaçmış.


Manzarayı izlerken 'bakın ayak izi şurada' diye kocaman denizi, karayı içine alan bölgeyi gösteriyorlar, biz anlamadık ama siz de gitmişken bir bakın..



Ayvalık ile Cunda arasında bulduğumuz Sarımsaklı Plajı ise halk plajı olmasına karşın sessiz sakindi ve gözyaşı gibi pırıl pırıl deniziyle harikaydı! Yüzme molamızı burada verip konaklama için Cunda'ya devam ettik.

  • Cunda Adası

Çok kalabalık, çok renkli ışıl ışıl bir ada Cunda! Sokaklarını gezmeye doyamadık. Akşamüstü vardığımız için rengarenk mekanlardan hangisine oturacağımızı şaşırdık zaten boş masa yoktu diyebiliriz.

Sahil kenarında yanyana dizili mekanlardan zar zor en arkada boşalan tek masaya bizi alan Bay Nihat'ta yediğimiz deniz mahsüllerinin tadı harika, fiyatları çok tuzluydu.. Zaten sonradan pahalılığıyla ünlü olduğunu öğrendik.

Hemen arka sokakta Karadeniz Pastanesi'nde tatlılar harikaydı.

Yemeğin üstüne Türk kahvenizi içmek için 150 yıllık Taş Kahve’ye koşmak adetten, içeriden gelen GÜM GÜM seslerini takip ederseniz mutfağın hemen yanında oturmuş dev kahve öğütücüde kahve öğüten buraların meşhur abisini de görebilirsiniz.



Ardından dolaşırken karşınıza çıkacak tam meydanda bir lokmacı var ki; sahibi olduğunu düşündüğümüz bey şakalar esprilerle müşterilerine eliyle lokma yediriyor, flaşlar şak şak patlarken herkes kahkahalara boğuluyordu..

Lokma değil resmen mutluluk vaadeden bu yerde metrelerce kuyruğu beklememek için Gündüz bey sabah alalım diyerek beni kandırdı..

Sabah gittiğimizde kapalıydı.. Cunda’ya veda ederken her şey bir yana, lokma değil neşe satan abinin elinden lokma yememişliğin burukluğu vardı içimde...


1873 yılından günümüze ulaşan Taksiyarhis Kilisesi ve içi oyuncaklar, antika araçlar dolu Rahmi Koç Müzesi’ni dolaşmadan, Vino Şarap Evi'nde şarap tadımı yapmadan dönmek yok tabii..

Yalnız Cunda’da denize girmedik; Ortunç Beach ve Patriça Koyu tavsiyeler arasındaydı. Bir daha gittiğimizde mutlaka deneyimleyeceğiz.



  • Bademli Köyü

Dönüş yolunda yolumuzu uzatarak tavsiye üzerine uğradığımız bir yerdi. Vaktiniz kısıtlıysa yolunuzu uzatmanızı önermeyiz. Hava rüzgarlı, denizi çok dalgalı ve yosunluydu; bu gezimizdeki muhteşem denizlerden sonra memnun etmedi ama köy kahvesinde koruk suyu ve tost molası verip taş sokaklarında turladıktan sonra vakit kaybetmeden yola devam ettik.


  • Bergama Antik Kenti

İstanbul'a dönüş yolunda gezimizin en son durağı ve bir başka tarih derslerinde yoğrulacağımız noktasına varmış bulunmaktayız! Roma'nın mahalle aralarından fırlayan antik eserlerine hayran olmuştuk, meğer daha güzeli bizdeymiş! Bergama Antik Kenti: Günübirlik Tur yazımızda detaylı anlattık.



Bir haftada en güzel manzaraları gördüğümüz, en lezzetli yemekleri yiyip en güzel denizlerde yüzdüğümüz, tertemiz havaları içimize çektiğimiz harika bir güzergahtı!


Bağlantılı yazılarımız:

Kazdağları Gezi Rehberi

Bergama Antik Kenti: Günübirlik Tur

Ege’yi Keşifteyiz: Gezi Planı ve Konaklama

0 görüntüleme

Merhabalar!

Bir yanımız dünyayı gezmek istiyor; diğer yanımız evin kapısından çıkmak istemiyor..

Biz Gündüz ve Begüm;

anılarımızı, uğraşlarımızı önce

kendimiz için bir yerde toplamak

ardından başkalarına da yardımcı olabilmek için paylaşmak istedik.

Sosyal Medyada

Bizi

Takip Edin.

  • Beyaz Spotify Simgesi

Buciftyaziyor'u

Spotify'da

Dinleyin.

BuCiftYaziyor © 2020

Bu sitenin tüm hakları saklıdır.

Bu sitedeki tüm yazı ve görsellerin kullanım hakkı site sahibine aittir.

İzinsiz olarak kopyalanamaz, alıntı yapılamaz veya başka yerde yayınlanamaz.